Yazı ve fotoğraflar:
Dr. Sefa Ulukan,
My Magazine dergisi ikinci sayısında yayınlanan hali ile
Çocukluğum
Adana Reşatbey'de bahçe içinde 2 katlı bir evde geçti . Bahçemizde en az yirmi
çeşit portakal, turunç, mandalina, tatlı limon ağacı vardı, hepsinin tadı ve
keyfi ayrı bir güzeldi. Onların sulanmasını, toprağının çapalanması,
ilaçlanmasını seyrederdim. İlk spor maceralarım bu ağaçlara tırmanmakla
başlamıştı, hatta bir kere kötü düşmüştüm. En güzel sabah uyanmalarım Mart sonu
Nisan başı bu ağaçlar çiçek açtığında ortaya salınan muhteşem kokularla
olmuştu. Aslında tüm mahalle böyle kokardı. Sonra kar gibi yağardı toprağın
üstüne bu çiçekler. Sizleri bilmem ama ben o küçük yaşımda bu çiçekleri toplar,
kavanoza koyar, birazda su ekler kendimce kolonya yapardım. Şimdilerde bizim
evin yerinde çirkin bir işhanı var. Mahallemdeki turunç ağaçları ise parmakla
sayılıyor.
Ama
Adana'da iki yıldır bir şeyler oluyor. Benim gibi Adana'da çok şey yapılacağına
inanan, Adana sevdalısı küçücük bir grup " Neden olmasın ? " diye
başlattı, şimdi ise boyutları Türkiye sınırlarını aşmakta olan bir karnavala
imza atıldı. Her yıl artan bir katılım var, Ekim ayının son günlerinde üçüncü
karnaval için bir tanıtım toplantısı yapıldı.
Şunu
söylemekten bir Adana'lı olarak gurur duymaktayım; bu etkinlik benim bildiğim
kadarıyla Türkiye'nin en büyük sivil inisiyatif etkinliği, belki de dünyanın.
Adana'da tanıdığım kim var ise, temsil ettiği kurum, kuruluş olarak ya da
sadece " Ben ne yapabilirim ?" diye gelmişti bu toplantıya. En arka
sıralarda oturdum ve yüzümde büyük bir gülümseme ile izledim tüm konuşmaları.
Benim
kentimde çok güzel şeyler oluyor, inanın bana. Yıllar önce Adana Adliyesi'nin
önünde hatıra fotoğrafı çektiren bir çift görmüştüm, dayanamamış sormuştum
"Hayırdır? Neden burası? " diye. Şehir dışından gelmişler, TV'lerde
haber programlarından tanıyorlarmış Adliye Binasını. Ne diyeceğimi bilemedim,
trajikomik bir durum. Adana yıllarca bu ve benzeri şekilde tanındı. Ben kendimi
gittiğim yerlerde Adana'lı olarak tanıttığımda hep önyargılarla karşılaşmıştım.
Geçen yıl ise önce , Altınkoza Film Festivali, Sabancı Uluslararası Tiyatro Festivali
ardından #Portakal Çiçeği Karnavalı
Türkiye medyasında gündeme oturup, sanal ortamda paylaşımlar Turkcell'i bile
çökertince kaç dosttan kıskançlık dolu mesajlar geldi "Ne oluyor
Adana'da?" diye. Cevabım gurur dolu gülümseme işareti ile "Gel sende
yaşa." dedim.
Daha 5
ayı aşkın bir süre varken etkinlik programı yapılmaya başlandı. Hem de bu yıl
etkinliğin 1 haftaya yayılacağı müjdesi verildi. Şimdiden başvurular
bekleniyor. Kişisel veya dernek, kurum olarak her türlü önerilerinizi ve proje
tekliflerinizi Kasım ayı sonuna kadar info@nisandadanada.com'a
iletmenizi rica ediyorlar. Yanıtsız kalmayacağına söz veriyorlar. Daha fazla
bilgiyi www.nisandaadanada.com dan
alabilirsiniz. Teknolojik olarak bir alt yapı hazırlanmakta, akıllı
telefonlarınıza ücretsiz yüklenecek bir applikasyon ile karnaval süresince ne,
nerede vb tüm bilgilere ulaşabileceksiniz. Tüm bunlar gönülden katkılarla
oluşmakta, kimsenin bir para talebi yok. Ben değil "Biz" ve
"Adana" için her şey. Ben
dinledikçe şimdiden mest oldum, saatler süren toplantıda herkes muhteşem öneri,
fikir ve destekler geldi. Hiç bir siyasi güdüm olmadan, özel veya tüzel
herhangi bir kurumun ağırlıklı sponsorluğu kabul edilmeden yürütülen bu sivil
hareketin kentim olan Adana'da gerçekleştiğini görmek beni nasıl mutlu etti
anlatamam.
Evet,
slogan açık ve net " #Nisan'da
Adana'da ".








KONU İLE İLGİLİ YORUM VE GÖRÜŞLERİNİZİ BEKLİYORUM ConversionConversion EmoticonEmoticon