SİCİLYA ve ETNA YANARDAĞI



Sicilya deyince sizin de aklınıza ilk olarak Amerikan filmlerindeki gangsterler ya da Mario Puzo’nun “Baba” seri filmlerinin canlı platosu geliyor di mi ?  Gidene kadar bekleyin, fikriniz değişecek...

İtalya’nın güney ucunda yer alan Sicilya, Akdeniz’in en büyük adası. 25 bin 707 kilometre kareye sahip adanın nüfusu yaklaşık 5 milyon, İtalya nüfusu ise 58 milyon. Aslında Sicilya’lılar kendilerini pek İtalyan saymıyorlar, Sicilyalıyız diyorlar. Başkent Palermo’nun yanı sıra adanın en önemli şehirlerini Messina, Catania, Agrigento, Siracusa, Trapani Ragusa, Enna ve Caltanisseta oluşturuyor. Yaşıyanlar genelde tarımla uğraşıyor, balıkçılıkta hakim. Tarım deyince söylemeden geçemeyeceğim, Adana’lıların Kaynana Dili dediği kaktüs meyvesini bile tarlalar haline getirmişler ve Avrupa’ya ihraç ediyorlar, adanın iç bölgelerinde.

Sicilya’nın üçgen şeklinde bir ada. Bunu da amblem olarak seçtikleri Trinacrie’ de zaten belirtiyorlar. Bir baş etrafında üç koşan ayak var, her hediyelik eşya

dükkanında ve şehirlerin her yerindeki flamaların üstünde rastlarsınız. En büyük şehri Palermo 1 milyon nüfuslu, daha sonra ise 500 bin nüfusu ile Catania geliyor. Palermo tamamen kendi özgü bir şehir. Genelde seçtiğiniz turlar ister hava yolu ister deniz yolu ile olsun sizi Catania’ya götürür ve adanın doğu kısmını dolaştırır. Catania’ nın kuzeyinde Taormina ve Etna, güneyinde ise Arşimed'in şehri Sirakuza mevcuttur.
Etna’ya tırmanmadan önce adanın ikinci büyük kenti Catania’da vakit geçirmenizi öneririm. Arka fonda Etna’nın duman tüten tepesi varken simsiyah volkanik çakıllı plajında İyon denizine girmeyi sakın ihmal etmeyin. Sabah erken saatlerde kentin ana meydanına inerseniz şehrin sembolü olan siyah filin üstünde bulunan obelisk üstünde bir haç görürüsünüz. Bu meydanda biraz dolaşırsanız şehre hakim Barok mimarisinin güzel örneklerinin arasında sadece öğlene kadar açık olan balık pazarına rastlayabilirsiniz. Denizden yeni çıkmış bin bir çeşit balık ve her türlü deniz ürününü canla başla pazarlayan Sicilyalılar sizi şaşkına çevirebilir.
Şehrin tarihi çok gelgitli, şehir Neksoslular tarafından kurulmuş. Ksenefon gibi düşünürlerin yaşadığı bu şehir sırasıyla kuzeyden gelen, Bizansın, Arapların Normanların boyunduruğu altına girmiş ve 15. yüzyılda ilk Sicilya Üniversitesi burada kurulmuş. Daha sonra burayı İspanyollar işgal etmiş ve 17. yüzyılda Catania’lılar İspanyollara karşı ayaklanmışlar. Ama ne yazık ki mutlulukları fazla sürmemiş, 1669da Etna’nın büyük patlaması ve 1693’deki depremden sonra şehir yerle bir olmuş. Daha sonra barok tarzında yeniden inşa edilmiş.
Bu şehirde neredeyse bütün kiliseler Azize Agata’ ya adanmış. Anlatıldığına göre üçüncü yüzyılda ilk Hristiyanlığı kabul edenlerden biri olan Agata bir çok kez işkence görmüş, göğüslerinden biri kesilmiş yine de Hristiyanlığı bırakmamış. Daha sonra ateşe atılarak yakılmış, bu anda bir depremin olması onun azize mertebesine yükseltilmesini sağlamış. İşte Catania’ nın en büyük kilisesi de diğerleri gibi, Azize Agata’ ya adanmış. 
Şehirde dolaşırken sıcaktan en korunaklı köprü altlarında emeklilerin keyifli kağıt oyunlarını, birbirlerine atışmalarını kaçırmayın. At arabaları ve mopetlerin üstü geleneksel süslerle doludur. Akşam üzeri deniz kıyısına inerseniz gün batışını seyreden sevdalıları ve onların aşklarının kalıcılığı için direklere bağlanmış kilitleri görebilirsiniz. Her birinin üstünde isimler yazılmış, kitlenmiş ve anahtarı denize atılmış...
Etna yolculuğunuzdan önce bu bölgede görülmesi gereken şipşirin, canlı bir orta çağ kasabası olan Taormina’yı unutmayın. Kasabanın içinde yollar dar olduğu için bir mesafeye kadar arabanızla çıkıp, oradan kasabaya belediyenin otobüsleri ile girebilirsiniz ancak. Otobüsle indiğiniz yerde sizi Messina kapısı karşılayacaktır; burası şehrin kuzey kapısıdır.  Surların içine girdikten sonra dümdüz yolunuza devam ederek, güneydeki Catania Kapısına kadar güzel bir yürüyüş yapabilirsiniz. Yolun sonuna doğru 9 Nisan Meydanından aşağıya baktığınızda şehrin bir akropolis  olarak inşa edildiğini fark ediyorsunuz. Terastan 250 m aşağıdaki Naxos limanını yukarıdan seyretmek çok hoş ve etkileyici...
Etna
Sicilya’ya gidip Etna’ya çıkmamak olmaz, belki bir gününüzü alacaktır ama inanın değecektir. Etna Dağı kelime anlamı Sicilya lehçesinde Mongibeddu, İtalyanca Mongibello, dağ anlamına gelen Latince mont- ve Arapça jebel-'in kombinasyonu. Avrupa kıtasındaki en yüksek yanardağ. Şu anki yüksekliği 3.326 m olmakla beraber, zirvedeki püskürmelerle bu yükseklik zaman zaman değişmektedir. Dağ, 1865'deki yüksekliğine göre 21,6 m daha alçaktır. İtalya'da Alplerin güneyindeki en büyük dağdır. 1190 km² alan kaplamakta, taban çevresi 140 km'ye varmaktadır. İtalya'nın en büyük üç aktif yanardağından biridir, yüksekliği en yakın rakibi Vezüv'ün üç katı, Stromboli'nin 3.5 katı kadardır. Aralık 1991’de Etna Yanardağı 3 asrın en büyük patlamasını görmüş ve faaliyeti 1 Nisan 1993′e kadar yani 473 gün sürmüş. Mayıs 1992′de sivil savunma beton bloklar ve patlayıcılar yardımıyla lavların ilerlemesini yavaşlatmışlar.
Bu bilgilerin ışığında hala Etna’ya tırmanmak isterseniz her yerde mevcut turların birine dahil olabilirsiniz, ancak eğer sağlık sorunlarınız var ise yüksekliğe bağlı şikayetleriniz artabilir. 2000 metreye kadar otobüslerle çıkıyorsunuz, kıvrılarak çıkan  yol aslında bir önceki lav kalıntısının üstünde kimi zaman lavlar arasında kalmış evleri ya da rengarenk çiçeklerle karşılaşıyorsunuz. Bazı yanmış ağaçlar ateşten o kadar hızlı kavrulmuşlar ki taş gibi olmuş ve gri beton renginde heykel gibi kalmışlar. Hatta lavların altında kalmış bir kilisenin çan kulesi ve üstündeki haç bize olayın derecesini vurguluyordu. Lavın yaktığı yerdeki toprakta 15 sene boyunca hiçbir şey üreyemiyor. Elli senenin sonunda ancak likenleri görebiliyorsunuz. 200 sene geçmesi lazım ki orada ağaç büyüyebilsin. Zaten oluşan ağaçların rengi de çok etkileyici.
            2000 metrenin mola yerinde iki küçük krater ağzının eşliğinde güzel lokantalar ve seyir bölgeleri mevcut. Eğer daha yukarı çıkmak isterseniz yardımınıza teleferik yetişiyor, sizi 2500 metreye kadar çıkartıyor. Bundan sonrası size kalmış, özel üretilmiş kocaman tekerlekli cipler sizi gruplar halinde tepeye kadar çıkartmakta. Bu bölgeye ulaştığınızda etrafınız Ağustos ayında bile olsanız kar ve simsiyah taşlarla karşılaşıp Etna’nın birden fazla krateri olduğunu fark edeceksiniz.
En yüksek kraterden  hala dumanlar yükselmekte iken siz diğer kraterlerin konik derinliğinin etrafında dolaşırken ayağınızın altındaki toprağın sıcaklığını hissetmek ve 2 metre kazıldığında ısının 100 derecenin üstünde olduğunu bilmek tarifi çok zor duygular yaşatabilir. Etna’nın gücünü hissetmemek mümkün değil.
Sicilya’dan dönüş yolculuğunuz ister uçakla, ister deniz yoluyla olsun Etna sizi dev gibi cüssesi ile yollayacaktır.


BUNLARI MUTLAKA YAPIN
Çarşı, kilise ve sokaklarıyla Sicilya’nın tüm özelliğini yansıtan Palermo, dağların doruğunda tarihi bugüne taşıyan sokaklarıyla Erice Kasabası, Antik dünyanın en zengin tapınakları, Segesta, Selinunte, Agrigento antik kentleri, Kara Sicilyası’nın tipik kasabası Piazza Armerina, Arşimed’in şehri Siracusa, 19. yüzyıl entelektüellerinin ünlü Grand Tour güzergahı üzerinde bulunan Sicilya’nın incisi Taormina görülmesi gereken yerlerin başında geliyor.
 
Sicilya’da mutlaka yapmanız gerekenleri ise şöyle sıralayabiliriz:
Başkent Palermo’da, Katedral, San Giovanni Delgi Eremiti Kilisesi, Normanlar döneminden kalan görkemli ahşap tavanı ve zengin mozaikleri ile ünlü Cappella Palatina, dünyanın en zengin mozaiklerine sahip Monreale’de Duomo ve Benedictine manastırını gezin.
 
Dorik stildeki tapınakları ile ünlü Segesta antik kentini ziyaret edin.
750 metre yüksekliğindeki Ortaçağ Erycina ve Venere kalesi ile Eski Yunan kolonisi Selinunte’deki ören yerini gezin.
Agrigento kasabası ve Concordia, Ercole, Giunone, Castore ile Polluce tapınaklarının bulunduğu Tapınaklar Vadisini görün.
Doğu Sicilya’nın Catania, Giardia Naxos ve Letojanni bölgelerini görün.
Antik Roma mozaikleri ile tanınan Villa Romana del Casale gezisini yapın.
Doğu Sicilya’da Arşimet’in yaşadığı Siracusa antik kentini ziyaret edin, buradaki
Aretusa Çeşmesi, Yunan Tiyatrosu ve Roma Anfitiyatrosu’nu görün.
Siracusa kentini ziyaret edin.
18. yüzyıl başlarındaki Sicilya barok tarzını sergileyen başyapıtları ile ünlü Noto gezisine katılın.
Avrupa’nın en yüksek aktif Volkanı Etna’ya çıkarak fantastik bir gezi yapın. 1800 metre yüksekliğe kadar çıkarak lav kalıntıları, zeytin ve turunçgiller bahçelerini görün. Antik tiyatronun da görüleceği, romantik merdivenleri, dar sokakları ve teras bahçeleriyle Taormina gezisine katılın.
Panoramik Messina turu yapın. Astronomik saatli çan kuleleri ile çevrili Duomo gezisine katılarak kutsal kent Tindari’yi gidin. Buradaki Madonna Nera Kilisesi’ni ziyaret eden. Katedrali ve iyi korunmuş tarihi evleri ile ünlü Cefalu’ya gidin.
Eğer film çekimine denk gelmediyseniz, Mario Puzzo’nun ünlü romanı “Baba”nın kahramanı Corleone’ye adını veren Corleone köyünü görün… Oscar ödüllü Baba filminin mekanında gezin.
Sicilya’nın lezzetli deniz ürünlerinden ve şaraplarından mutlaka tadın.
İtalya’nın geleneksel tatları olan pizza ve Roma Dondurması’ndan tatmadan dönmeyin.
Turkuaz renkli sahillerinde denize girin.



#sefaulukan #geziyazısı #sicilya #etna #palermo #catania 


SONRAKİ
« Prev Post
ÖNCEKİ
SONRAKİ YAZI »

KONU İLE İLGİLİ YORUM VE GÖRÜŞLERİNİZİ BEKLİYORUM ConversionConversion EmoticonEmoticon

Thanks for your comment